Yaşam kaynağı için zaruri olan su, temel ihtiyaç maddelerindendir. Hava gibi, yemek gibi vücut fonksiyonlarının devam etmesini ve gelişimini sağlar. İçilen suyun vücuda yararlı olabilmesi için sağlıklı ve temiz olması gerekir. Kullanım alanlarına gelene kadar farklı ortamlardan geçen ve dış ortamlara maruz kalan sulara mikroplar, kimyasal atıklar ve zararlı maddeler karışmaktadır.
Açık alanlarda bekleyen sularda zararlı birçok mikroorganizma ve bakteriler oluşmakta, bu oluşumlar nedeniyle sular, insan sağlığını tehdit edebilecek noktalara gelebilmektedir. Sulanın temiz olmaması vücut sağlığını direkt olarak etkiler. Sağlığa faydalı olması amacıyla içilen ve kaynağı bilinmeyen sularda bulunan mikroplar, kimyasal atıklar ve zararlı mikroorganizmalar ise kısa sürede veya uzun sürelerde bilinen birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır.
Su Kirliliği Nedir?
Yaşamın her alanında, insan ve canlı olan her yerde, su gereksinimine ihtiyaç duyulur. İnsan bulunduğu şartlara göre en fazla 3 veya 5 gün susuz kalırsa yaşam faaliyetleri durur. Süreleri değişse de bu gerçek tüm canlılar ve bitkiler yani canlı tüm varlıklar için geçerlidir. Su kirliliği günümüzde küresel boyutta canlı sağlığını tehdit eden bir konudur. Su kirliliği nedir; temel ihtiyaç olarak yaşamın her noktasında gereksinim duyulan, beslenme, içme, kişisel ve çevre temizliğinde kullanılan suların kullanılamaz durumda olmasına denir. Suların kirliliği gözle görülebildiği gibi analizlerde, kimyasal testlerde, mikroskobik incelemelerde tespit edilebiliyor. Suyun içinde bulunan bakteriler, mikroplar ve zararlı maddeler, suyun sağlıksız olmasını ve kirlenmesini sağlar.

Su Kirliliği
Hava kirliliği, sanayileşme, tarımsal alanlarda yapılan kimyasal ilaçlama, atık su ve kanalizasyon suları, toprak ve havanın kirliliği sularla bir kısır döngü oluşturduğu için kirlenme kaçınılmaz olur. Bireysel çalışmalar kadar devlet politikası olarak da sulardaki kirlilikle mücadele edilmesi gerekir. Toplumsal sağlığı ciddi boyutta etkileyen bir konudur. İklim değişikliği nedeniyle kuraklık ve yağış azlığı da mevcut kaynakların azalmasına, olan kaynaklarında ısınan hava ile hızla kirlenmesine neden olmaktadır.
Su Kirliliği Nerelerde Olur?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın araştırma raporlarına göre ülkemizde 77 ile su kirliliği tespit edilmiştir. Tespit edilen alanlar genelde su havzaları ve barajlardır. Kızılırmak, Yeşilırmak, Meriç, Ergene, Susurluk, Van Gölü, Çoruh, Doğu Karadeniz ve Marmara havzalarında kirlilik oranları tespit edilmiştir. 30 ilde birinci derecede kirlilik, 33 ilde ikinci derecede kirlilik ve 13 ilde üçüncü derecede kirlilik oranları vardır. Çoğunlukla büyükşehirler ve insan nüfusunun çok olduğu bölgelerde aşırı kirlenme görülmektedir.
Ülkemizde su kirliliği görülemeyen il sayısı sadece dörttür. Su kirliliği görülmeyen illerde de aşırı kalker ve kireç oluşumları bulunmaktadır. Raporda yer alan sadece kirlilik oranlarıdır. Kirlilik tespit edilmeyen Eskişehir suyunu sağlayan Porsuk havzasında, zirai atıklar, kimyevi ve evsel atıklar, sanayi atıkları ve havyan yetiştiriciliğinden kaynaklı atıklar tespit edilmektedir. Aşırı kalker ve kireç oluşumları da insan sağlığını tehdit eden unsurları içerir. Bu raporda yeraltı sularının tespitleri yapılmamıştır. Kimyasal atıklar, çevre kirliliği, hava kirliliği ve kuraklık nedeniyle yeraltı suları da ciddi tehdit altındadır.
Su Kirliliğine Etken Olan Nedenler Nelerdir?
Yeryüzü sularındaki kirlilik nedenleri incelenirken, yeraltı sularını da ihmal etmemek gerekir. Bu sularda temiz ve sağlıklı değildir. Birçok alanda ve yerleşim yerinde, yeraltı sularından oluşturulan ve üretilen taşıma suları tüketilmektedir. Su kirliliğinin nedenleri:
- Bilinçsiz tarım politikaları sonucu kimyasal gübre kullanımları.
- Tarımsal alanlarda hastalıklara, böcek ve zararlı organizmalara karşı kullanılan ilaçlama yöntemleri.
- Geri dönüşümsüz ve doğa tarafından çözünmesi mümkün olmayan atıklar.
- Doğa tarafından değerlendirilemeyen bitkisel ve organik atıklar.
- Endüstriyel kimyasal atıklar ve ağır metaller.
- Sanayi ve üretim alanlarında yetersiz filtreleme sonucu doğaya bırakılan zehirli atıklar.
- Kanalizasyon ve atık tesislerinde ayrıştırılmadan doğaya bırakılan atıklar ve oluşumlar.
- Atık saha kullanımlarındaki yanlış uygulamalar.
- Ekosistem değişikliği sonucunda değişen iklimler ve küresel ısınma
- Trafikteki araç egzoz atıkları, gemi, tekne, uçak ve tüm taşıtların yakıt tüketiminden oluşan atıklar.
- Hava, toprak ve çevre kirliliği, ayrıştırılmayan ve dönüştürülmeyen evsel atıklar.
Bu sorunlar sadece ülkemizde yaşanan gerçekler değil. Sorunun ciddiyeti küresel çapta yaşanmakta ve hissedilmektedir. Su kaynaklarındaki kirlilik tüm dünyada alarm vermiş durumdadır. Ülke politikalarında kapsamlı mücadele görülmektedir. Bu sorunun çözümü için bireysel önlemler ve çözümlerde önem taşımaktadır.
Su Kirliliğinin Sonuçları Nelerdir?
Sulardaki kirlikle mücadele edilmezse ve gerekli önlemler alınmazsa tüm canlıların sağlığı ciddi anlamda etkilenir. Hayati önemi olan tüm kaynaklarda azalma ve yok olma tehlikesi oluşabilir. Beslenme, yeme içme ve temizlik sorunları gündeme gelebilir. Su kirliliğinin sonuçları birçok noktada yaşanır.
- Kirli sularda bitkiler, fotosentez gerçekleştiremezler ve yaşamlarını sürdüremezler.
- Kirli sularla sulama yapıldığında suda bulunan virüs, bakteri ve mikroplar bu suyla beslenen bitkilere geçer.
- Kirli sularla beslenen bitkilerin tüketilmesi tüm canlı sağlığını tehdit eder ve salgın hastalıklar oluşur.
- Sulardaki kirlilik oranlarının artmasıyla denizlerde alg oluşumları çoğalır.
- Çoğalan algler deniz suyundaki oksijeni tüketir ve diğer deniz canlıları yaşayamaz.
- Denizlerdeki suların kirliliği, müsilaj oluşumlarına neden olur canlılık biter.
- Kirli sular ekosisteme zarar vererek doğal su kaynaklarının hızla azalmasını sağlar.
Su Kirliliği Nasıl Önlenir?
Kirlenen sularla mücadele yapılması bir süreç ister. Bu süreç gelişiminde öncelikle kıt olan su kaynaklarının verimli kullanılması ve herkesin toplumsal ve bireysel olarak tasarruf politikaları izlemesi gerekir. Su tüketiminde aşırı harcamalara dikkat edilmesi, gereksiz kullanımların yapılmaması ve tüketimlerin olabildiğince kontrollü olması, ilk yapılacak önlemlerdendir.
En önemlisi su kirliliğine neden olan etkenler gözetilerek ortadan kaldırılmalıdır. Suları kirletmeden, yaşama devam etmeye dikkat edilmelidir. Daha az atık, arıtılmış ve geri dönüşümlü kullanımlar önemlidir. Sürdürülebilir tarım politikaları uygulanmalı ve devlet tarafından ekosistemi düzenleyici faaliyetler için teşvikler, tedbirler ve önlemler alınmalıdır.
0 Yorum Yapıldı